INSANLIGIN ORTAK ÖZÜ

(BIRCAN ÜNVER-1995 Pazar PostasI)

CumalI Sanat Galerisi 4 Mayis'a kadar, Semra Özümerzifon'un figüratif-ekspresyonist resimlerini sergiliyor. Sergide yer alan resimlerin bazIlarI: Bosna'nIn Gözyaslari, Ozgürlüge Kaçis, Güvercini Yasatmak, Ay Büyürken Bodrum 1 ve 2, Düsler, Stres ve Ikili Iliskiler. SanatçI hem insanlIgIn, hem bireylerin ortak duygu, acI ve sorumlarInI, insanlIgIn özüne çIkIlan bir yolculukta, figür deformasyonu ve renk ekspresyonu ile tual üzerine yagli boya teknigiyle, yogun bir duyarlIllllIk ve birikimle, izleyiciye sunuyor.

SanatçI, ne kadar insanlIgIn özüne yaklasmalI ve ne kadar kendi olmalI resimde? SanatçI , yasadIgI dünyadan, politik olaylardan, o politik ve siyasi olaylarIn, insanlIga yaptIrImcIlIgIndan, insanlIk dramInIn sergilenmesinin sürdürülmesine ne kadar uzak, ne kadar kayItsIz kalabilir ya da bütün bunlar, santçInIn "kendisi için var ettigi ve ürettigi dünyada yer almakta mIdIdIr?" Bu tür olasI sorulara, Semra Özümerzifon'un segisi aynI zamanda güzel bir yanIt niteliginde.

Semra Özümerzifon, Avrupa'nIn göbeginde bir sehir olan Cenevre'ye 1980 yIlInda yerlesir, Paris, Basel, Martigny gibi sanatsal etkinliklerin oldugu yerlere günübirlik mesafeyle ulasir; bu açIdan Cenevre'de bulunmak bir avantaj saglar. SanatçInIn resime ilgisi, ortaokulda ögretmeni Seniye Fenmen'in ilk Türk ressamlarInI tanItmasIyla artar. Boya ile baslayan çalIsmalarInI, seramik ve gravür çalIsmalarI izler. AynI zamanda, Cenevre'de dört yIl Güzel Sanatlar Akademisi gece bölümünde desen çalIsIr, ama en çok yaglIboya ve tual üzerine resim yapmayII sever. Sehirde çok güzel müze ve galeriler vardIr ama genelde durgun bir yerdir. 14 yIl Cenevre'de yasar ve artIk bir degisiklik, bir yenilenme ihtiyacI hisseder.

Cenevre'de son iki yIlda yaptigi resimlerine griler, mavilerde, dogumu yakIn, mekanik bir dokuda, hamile kadInfigürleri hakim olur. Özellikle hamile kadIn figürlerinde evrenselin ve sonsuz yaratIcIlIgIn sembolünün pesine düser. Ama bu aynI zamanda bir paradokstur. Hamile kadInlar sanatçInIn kendi yaratIcIlIgInI bir türlü istedigi biçimde dIsa vuramayIsInIn da sembolüdürler, SanatçI dogurmak için kIvranmakta ve dogumu beklemekte ama bu süreçte, ortaya çIkanlarda düsledigi dogumu, gerçeklestiremedigi duygularIna kapIlIr. Bunun sonucu olarak da, gerçek yaratIcI dogumunu gerçeklestirme arayIsIyla, yasadIgI mekanI degistirme kararI verir. ZamanIn tamamInIn kendisine ait olacagi, dogal güzellikler ve hayatiyeti olan rahat bir ortamI yeni resimleri üretebilmek, dogurabilmek için, düslemeye baslar. Bunun sonucu olarak da Bodrum'u seçer ve yerlesir.

Avrupa'nIn merkezlerinde, her seyin düzenli, mekanik ve kartpostal güzelligindeki bir düzenden, Bodrum'a gelis sanatçIyI kendi kendisiyle topyekün basbasa bIrakIr. Bu yolculuk, artIk sanatçInIn kendi iç dünyasIna açtIgI bir yolculuktur.

Her resmi, "özüne inebilme çabasI" olarak degerlendiren Semra Özümerzifon "Resme baslarken, ki bu bir yaratma, renklerle oynama ve sekiller çizme dürtüsüyle baslar, nereye varacagI bilinmez. Resimde esas mühim olan onu yapma sürecidir. Bu süreç ise bir çesit meditasyondur, öze inebilme çabasi. YaratIcIlIk öz'dedir ve öz evrenseldir. Herkesin ortak paydasIdIr. Konu ise bir vasItadIr, hersey olabilir. Tamamen soyut, simgesel, realist veya hepsi bir arada, kural yoktur resimde, çünkü kurallar kIsItlayIcIdIr, yaratIcIlIga gem vurur. Resim ise özgürlüktür ve ondan istenen tek kural ise içtenliktir" seklinde açIKlIyor düsüncelerini.

Sergide, sanatçInIn da tanImlamasIyla "insanIn ortak öz'üne yapIlan bir iç yolculugun resimleri sergileniyor. Biz de resimlerden yola çIkarak benzer 'ortak öz'e ulasmayI umduk.

"Gelip Geçti Hafif Bir Rüzgarla" da, tualin merkezinin en genis planInda ve ortasinda , sarI koltukta oturan, sarI bir figürün çevresini ya da dünyayI yönetirken, etrafInda olup bitenlere hafif bir rüzgarIn esintisi gibi bir aldIrmazlIkla, basI önünde, kendi düynyasInda ve içine dönük durusunda, bir kompzisyon. SarI reknk bu kompozisyonda, orta ana planIn merkezinde, koltuguyla, o koltuga ve çevresine hakim figürüyle, gücü ve gücün kendi içinde sagladigi dinginligi simgeliyor.

"Özgürlüge KaçIs" ta bisikletli etrafi bayraklarla belirlenmis bir alanda, özgürlüge kaçIs özlemi...Cerçevenin dIsIna, belirsiz figürler, belirsiz mekan ve atmosferle olusturuyor, TipkI, özgür olacagInIzI umdugunuz yerlerin, mekanlarIn ve insanlarIn belirsizligi gibi...

"Güvercini Yasatmak" kompozisyonu, güvercini yasatmak mümkün mü? Ya da güvercini yasatmak ne kadar mümkün sorularInI sordurdu. Bu resim, adeta tüm bir insanlIgI sembolize ediyor, InsanlIk kIrIp dökülüyor...Yasama düsen tek izdüsüm; acI, can çekisme, korku ve ölüm...Ve bu resmin insanlarI, güvercini içlerinde ve yasamlarInIn son can çekisme anlarInda, bir umut olarak yanlarInda barIndIrmak istiyor... Ne var ki, detay planda, üst üste yIgIlmIs bombardIman sonrasI fIrlamIs gözler, yIgIlmIs baslar, yasamla ölümun arasInda artIk bir sInIrIn kalmadIgI noktada, belki de tek umut güvercini yasatmakla umudu, kurtulusu ummak...InsanlIgIn seçmedigi ama kaçIsI da hiç kolay olmayan çaglar boyu süren, benzer enstantelerim bir özeti sanki...

"Bosna'nIn GözyaslarI 1,2,3" adI ile üç ayrI resim sergide yer alIyor. Biri artIk iskeletlerin büstlestigi iki figür, digeri, rengarenk sapkalar ve saçlarIn çevreledigi tebesir beyazi ölü yüzlü ve gözleriyle ölümün ötesinden bizlere bakan iki genç kadIn, ve bir digeri de yine morlarda, mavilerde yiten, gözyaslarin izi yüzlerinde kazInmIs yine bir kadIn portresi...

Özumerzifon " Bosna bir sembol. Bu bir 'Ceçenistan olabilir, baska bir yer olabilir. Bu resimler dünyadaki acIyI insanlIk dramInI sembolize ediyor. Izlediginiz ve sürekli etkilendiginiz bu olusumlara karsI bir seyler yapamIyor olmanIn aczi içinde biriken duygularI resim aracIlIgIyla dIsa vurarak bu çesit duygularIn kendinizle barisik olmasInI saglIyor resim" olarak belirtiyor görüslerini.

Genel olarak resim sanatInda, zor renk kapsamInda degerlendirilen beyaz ve sarI, sergide yer alan her bir resimde birbirne zIt anlamlarI kavramlarI yüklenmekte. Örnegin beyaz renk "GünaydIn" adlI resimde, sabahIn mahmurlugunu simgelerken, "Bosna'nIn GözyaslarInda beyaz aüzlerdeki taslasmIs kireç rengi ölümü, ölümün ötesinde bir varolusu bize sezinletiyor. Yine sarI renk, "Düsler" de düslerinin yasanabilecegi sIcak ve dinamik bir atmosferi simgelerken, "Güvercini Yasatmak"da yeryüzünün kaosunun doku rengi, "Gelip Geçti Hafif bir Rüzgarla" adlI resimde, herseyin gelip geçiciligini, sarI rengin çarpIcI ve etkin gücü etrafInda vurguluyor. Sergi, cesur bir renk anlayIsI ve her bir resimde renklerle farklI anlam ve kavramlar yüklenmesiyle de dikkati çekiyor.

Semra Özümerzifon resimleri aracIlIgIyla birikimlerini, duyarlIlIklarInI, yasamI yorumlayIsInI algIlamamIzI saglIyor. Bugün yeryüzünde insanlIk adIna olusturulan kaçInIlmaz durumlar, uygulamalar ve dramalara yine resimleri aracIlIgIyla yogun ve dinamik bir ekspresyonla evrensel ve elestirel bir bakIs getiriyor.AcI, yanlIzlIk, cosku, düs, sevinç ve umudu genel olarak rengin siddetinde ve figür deformasyonlarInIn detayInda, "insanlIgIn ortak özü"ne dönüstürüyor..